29 Temmuz 2012 Pazar

İsimsiz


Kafamı kaldırdığımda ummadığım anda
Yüzümü güldürendin karşı masada
Sesimin çıkmaya çabalayıp başaramadığı,
Vücudumun hareket kabiliyetini kaybettiği
Kalbimin kontrolüm dışında delicesine attığı
O nadir anlarda
Birileri dürttü her bir yanımdan
Bazısı yaşımdan,
Bazısı gezentiliğimden,
Kimi zamansa öğrenciliğimden.
Her biri ayrı yaraladı incinmeye müsait kalbimi
Çünkü benim kendime bağırmaya korktuklarım
Bir bir saçıldı ortaya tüm çıplaklığıyla
Hem de en yabancı ağızlardan...

Yanımda olduğun anda
Neşemi koyverdim umarsızca...
Boşluğun dolmadığındaysa
Sessiz çığlıklarıma eşlik eden
İçime akan gözyaşlarımla suladım
Kalbimin çorak arazisini...
Bir sarı gül sundu sana olan sevgim,
Dökülürken dudaklarından alaycı sözlerin...
Suskun, kırgın, kendime kızgın
Eğdim başımı önüme...
Dilim varmadı demeye:
“Ben de o gülüp geçtiğin
Hayranlardan sadece biriyim” diye...
Alacağımdan korktuğum cevap
Doldurdu gözlerimi bir an...
İnat ettim ağlamamaya
Ağzından “hayır”ı duyana kadar...

02.11.2011    18:00

9 Temmuz 2012 Pazartesi

Boşuna Değil

Boşuna değil
Her dakika seni hatırlayışım
Boşuna değil her akşam
İçime bir garipliğin çökmesi
Bu şehrin bütün sokaklarında
Yana yakıla seni aramam boşuna değil

Boşuna değil pazarları sevmeyişim
Durup durup içimin kararması
Gözlerimin dolması apansız
Boşuna değil
İnan boşuna değil sevdiğim
Bu dalıp dalıp gitmeler
Bu dayanılmaz özlem
Bu sevda boşuna değil

Kolu kanadı kırılmış bir serçeyim senden uzakta
Suyu kesilmiş çeşmeyim
Bir gece lambasıyım kırılmış, sönük
Biliyorum her şey seninle güzel
Her şey seninle büyük
İnan sevdiğim inan

Yıllardır aradığımsın
Ömür boyu beklediğmsin
Ben bir martıyım yalnız, küçük
Sen dalga dalga denizimsin
Koşmak sana doğru
Yaşamak senin için
Ve katlanmak her şeye seninle
Tek başına değil
İnan sevdiğim inan
Seni bunca sevmem
Boşuna değil

Ümit Yaşar OĞUZCAN

25 Haziran 2012 Pazartesi

Öğrendim


Çıktığım adaletsiz yolları gördüm,
Eşitiz demekle eşit olunmadığını öğrendim..
Unutulur denmesiyle unutulmayacağı,
Alışırsın demekle alıştırılamayacağım gibi..
İlişkilerin her zaman işteş olmadığını öğrendim,
Aşkların her zaman karşılıklı olmadığını,
İnsanların aldıklarınca vermeye programlı olmadığını,
Bazı şeylerin zorlamakla olmadığını
Yaşayarak öğrendim.

Acıdan başka bir şey hissetmezken bile
Ayakta dik durup,
İnsanları başarıyla kandırabildiğimi öğrendim,
Yalanların benim için zor olmadığını...
Mesafelerin fiziksel olanında
Ciddi yıkım pek görülmezmiş,
Asıl sorunun
Duygusal mesafeler olduğunu öğrendim,
Bazen ne kadar uğraşsan da aşamazmışsın onları..

Her bir hayat dersini acıdan almayı öğrendim,
Mutluluktan kendime bir şey katamayacağımı...
Çektiğim acılara şükretmeyi de
İşte böyle zamanlarda öğrendim...


Ceyda TOPUZ
25.06.2012    02:15

16 Haziran 2012 Cumartesi

Çorak

Buralar bize göre değil ey dost,
Biz çorak topraklara ait tohumlarız...
Kaderimiz yeşil bağların, bahçelerin,
Güllerin, çiçeklerin değil;
Kaktüslerin, suya özlemlerin
İçine hapsedilmiş...
Büyümek, yeşermek değil bize göre,
Aslolan çatlatmak bulunduğumuz yeri
Daha derinlemesine...

Ceyda Topuz
31.05.2012   01.15

23 Mayıs 2012 Çarşamba

Aynalardan Uzakta


Şimdi en açık renginde gözlerin
Şimdi benimlesin tüm kaygılardan uzak
Anlatılmaz bir şey var aramızda hazin
Şiir gibi bir şey seninle yaşamak

Bulutsuz bir gökyüzüdür güzelliğin
Yıldızların en parlak olduğu zamansın
Denizlerim senin kıyılarında sakin
Bırak ellerini avuçlarımda kalsın

Çirkin olan, fena olan ne varsa unut
Gözlerimin söylediği şarkıyı dinle
Ellerimizde sevgi, içimizde umut
Bütün iyilikleri paylaşalım seninle

Aşkın büyülü sesini duyuyor musun
Şimdi onun gülleri açan güz bahçelerinde
Gitme ki günlerimiz gecelerimiz olsun
Çoban kulübelerinde, balıkçı kahvelerinde

Varlığın dudaklarımda bir bal tadı
Yokluğun en korkuncu ölümlerin
Senden başka dindiren olmadı
Acısını içimde kanayan yerin

Benimle kal zaman bitinceye kadar
Benim ol yüzyıllar ve çağlar boyunca
Bir ömürdür seninle geçen dakikalar
Ölümden güçlüyüm sen yanımda olunca

Şimdi öyle büyük ki beraberliğimiz
Nabzın benim bileklerimde vurmakta
Artık bütün kaygıların ötesindeyiz
Benimle en güzelsin aynalardan uzakta


Ümit Yaşar OĞUZCAN

Yağmur Kaçağı


Elimden tut yoksa düşeceğim
Yoksa bir bir yıldızlar düşecek
Eğer şairsem beni tanırsan
Yağmurdan korktuğumu bilirsen
Gözlerim aklına gelirse
Elimden tut yoksa düşeceğim
Yağmur götürecek yoksa beni

Geceleri bir çarpıntı duyarsan
Telâş telâş yağmurdan kaçıyorum
Sarayburnu'ndan geçiyorum
Akşamsa eylülse ıslanmışsam
Beni görsen belki anlayamazsın
İçlenir gizli gizli ağlarsın
Eğer ben yalnızsam yanılmışsam
Elimden tut yoksa düşeceğim
Yağmur götürecek yoksa beni.


Attila İLHAN



Gün gelir seversiniz ya birini, kalbiniz biri için atar sırf, yüzünüz o mutlu olunca güler sadece.. Öyle güzel hisleri yaşarken umutsuzluğa kapıldığınız bir an gelir, elinizi tutsun istersiniz sevdiğiniz, işte o an Attila İlhan'ın ustalıkla anlattığı bu andır benim gözümde..

Olur ya dinlemek istersiniz bu güzel şiiri bir de üstadın kendi ağzından buraya tıklayın derim..

Bir Nefes Düş Gibi


Bazı duygular vardır, anlaşılır sadece.
Sevenin sevdiğini bilmesi kadar, sevilen de anlar sevildiğini.
Sevgi her zaman belirli kelimelerle söylenmez.
Çoğu defa bir bakış yeter de artar bile...
Yeryüzünde hiç bir kuvvet insanoğlunu
Sevme hakkından alıkoyamaz.

Sevmek çoğu zaman var olmaktır.
Sonunda bizi yok olmaya götürse bile.
Ben şimdi varım ve seni sevmek hakkımı kullanıyorum.
Sen bile buna karşı koyamazsın.
Sana gelinceye kadar sonu gelmez bir arayıştı sevgilerim.
Bir zaman başkalarında aradım seni,
Başka yüzlerde, başka ellerde aradım.
Aldandım, fakat bir gün seni bulmak ümidimi kaybetmedim.

Nasıl olsa gelecektin bir gün
Ve işte geldin de!
Bana tatmadığım hüzünleri tattırmaya,
Bilmediğim kederleri öğretmeye geldin.
Acıdan yana ne kalmışsa yaşamadığım,
Hepsini bir bir sen yaşatacaksın bana.
Bir gün yaşamanın gereksizliğini de senden öğreneceğim.

Bu selin akışını hiçbir şey durduramaz artık.
Ummadığım ve ummadığın bir anda çıktın karşıma.
Coşkun ırmaklar gibi, amansız seller gibi geldin.
Mutlaka yıkarak ve benden birçok şeyleri
Beraberinde sürükleyerek gideceksin.
İşte o zmaan yoklukların
En dayanılmazı ile karşı karşıya kalacağım.

Er geç gideceksin; beni anlayamadan,
Beni sevemeden gideceksin.
Yalnız bir iç kırıklığı kalacak senden,
Tesellisiz bir hüzün kalacak.
Yıllardır aradığım sendin
Ama sen gittikten sonra başkasını aramayacağım.
Gelmeyecek bile olsan, ömrümün sonuna kadar arardım seni
Ama geldin bir kere; ister bilerek gelmiş ol, ister bilmeden...

Geldin ya!
Şimdi herşey güzel seninle.
Yürümenin, konuşmanın,
Nefes almanın bir başka anlamı var artık.
Sen varsın ya, her şey bambaşka gözlerimde...

Ümit Yaşar OĞUZCAN

Sevilene...


Kendimden vazgeçmenin eşiğindeyken
Önce sesin beni buldu ıssız sokaklarda
Kendi gölgemden korkup kaçarken
Kolların sardı bedenimi buz gibi gecede

Yüreğimin çığlıklarını bastırdı sesin
Bedenimi acımasız ellerden sakındı bedenin
Cennetlerin en yaşanılasına çevirdi dünyamın rengini
Ruhunun saf ve duru güzelliği.

Amaçsızlığın soğuk hançerini aldın elimden
Umutsuzluğu söküp attın bedenimden
Uzak diyarlardan bir pınar misali aktın hayatıma
Yeniden doğmamı sağladı hayat enerjin

Ben yokum artık buralarda
Seninle bütünleştim ummadığım bir anda
Baktığımız her yerde, gördüğümüz her şeyde
Birbirimizin olduk beden ve ruhumuzla.

24.02.2012 11:15
Ceyda TOPUZ

2 Kasım 2011 Çarşamba

isimsiz

Kafamı kaldırdığımda ummadığım anda
Yüzümü güldürendin karşı masada
Sesimin çıkmaya çabalayıp başaramadığı,
Vücudumun hareket kabiliyetini kaybettiği
Kalbimin kontrolüm dışında delicesine attığı
O nadir anlarda
Birileri dürttü her bir yanımdan
Bazısı yaşımdan,
Bazısı gezentiliğimden,
Kimi zamansa öğrenciliğimden.
Her biri ayrı yaraladı incinmeye müsait kalbimi
Çünkü benim kendime bağırmaya korktuklarım
Bir bir saçıldı ortaya tüm çıplaklığıyla
Hem de en yabancı ağızlardan...

Yanımda olduğun anda
Neşemi koyverdim umarsızca...
Boşluğun dolmadığındaysa
Sessiz çığlıklarıma eşlik eden
İçime akan gözyaşlarımla suladım
Kalbimin çorak arazisini...
Bir sarı gül sundu sana olan sevgim,
Dökülürken dudaklarından alaycı sözlerin...
Suskun, kırgın, kendime kızgın
Eğdim başımı önüme...
Dilim varmadı demeye:
“Ben de o gülüp geçtiğin
Hayranlardan sadece biriyim” diye...
Alacağımdan korktuğum cevap
Doldurdu gözlerimi bir an...
İnat ettim ağlamamaya
Ağzından “hayır”ı duyana kadar...

02.11.2011 18:00

12 Eylül 2011 Pazartesi

Sessizliğin

Ne sesin ulaşıyor buraya
Ne de en üzücüsü bile olsa haberin
Yılların sensizliği yetmez gibi
Vicdanımın çığlıkları yırtıyor kulaklarımı
Kendi cehennemimi yaratıyorum bilinçsiz
Derin özleminde boğuluyorum çaresiz

Oysa ihtiyacım tek kelime:
Biri 'Yasıyor' desin sadece.
Sussun vicdanım sonsuza dek
Ve ben aramaya koyulayım bulana dek
Nefesim hapis kalmasın bedenime
Ruhum kavuşsun özgürlüğüne

30.08.2011


Bu hayatımda en çok sevdiğim kişiye bir anda kalemimden dökülen cümlelerim... Aşk değil, 8 yıllık bağlılık bir adama bunu yazdırdı bana. 2 hafta içinde halen hayatta olduğunu duydum, dünyam güzelleşti, ilk kez sevinçten ağladım. Seni çok seviyorum Zeki Çelik, biricik öğretmenim.

30 Nisan 2011 Cumartesi

Kadınlar Çıkmazı

Yarım bir aşk, yarım bir dudaksın
sıkıntılı ikindi yağmurlarında
her yeni erkekten sonra daha erkeksin
tuzlu inciler dolu
...kuş uçmaz mavisi gözlerinin.

Işıklara çarpıyorsun sokağa çıksan
şehrin korkusu büyüyor pencerelerde.
Avuntusu yok erkekli yatakların
ne olur gitme
daha kaybolacaksın.

Bir yanın şarkılar
kan tutmaları öbür yanın.
Gülerken iki kadeh arasında
nasıl ağladığın anlatılmıyor.
Ne olur
bu kadar kendine saklanma.

Sen kapalı, mahzun odalarda
kırık oyuncaklara karşı bir çocuk.
Ürperiyorsun denizin çığlıklarını duydukça
dudakların kaskatı öpüldükçe neden?
Kaç ölüm tasarlıyorsun çıkmazında
belli, yoruldun kendini denemekten.

AHMET OKTAY

13 Mart 2011 Pazar

Deneme

Sus!
Birazcık sus!
Senin susman yetmez,
İçindeki sesi de sustur!
Boşuna yırtınmasın kendi kendine!
Olan oldu artık,
Geri alınması mümkün değil hiçbir şeyin!
Ne geri gidip hatalarını telafi edebilirsin,
Ne yaşanmışları silebilirsin,
Ne hislerini aldırabilirsin...
Sadece uzaktan seyredebilirsin
Umuduna yelken açan,
Yeni yollara koşan,
Kısaca senin yapamadığını yapabilen insanları...

Dur ve izle diğer insanlardan
Kendin için çaba göstermediğin hayatının
Aslında ne olabileceğini...
Umarsız olmayı dene bir seferlik,
Unutmayı, gömmeyi dene...
Yürüyüp gitmeyi,
Kendine dönmeyi,
İnsanları göz ardı etmeyi dene...
Denesen biliyorsun en kötü ihtimali,
Hiçbir şey değişmez,
Yani şu andakinden kötü olamazsın...
Oysa denemezsen zaten değişmeyecek yolun,
Acın ve gözyaşın daim...

Kendini baştan yaratmaya çalışma,
Senin özün değişemez elbet,
İçine işlemiş sen olmak...
Ama dokun kendine değişmek için...
En ince işçiliğinle ör
En kalın duvarlarını...
En sağlam dostlardan kur
Kalenin korumasını...
En ölümcül silahlarla durdur
Seni yıkmaya çalışanların donanmalarını...
Yoksa ne sen kalırsın geriye yıpratılmaktan,
Ne de parçalanmış gururun...

Ceyda TOPUZ

14 Şubat 2011 Pazartesi

Üçüncü Şahsın Şiiri

Gözlerin gözlerime değince
Felaketim olurdu, ağlardım
Beni sevmiyordun, bilirdim
Bir sevdiğin vardı, duyardım
Çöp gibi bir oğlan, ipince
Hayırsızın biriydi fikrimce
Ne vakit karşımda görsem
Öldüreceğimden korkardım
Felaketim olurdu, ağlardım

Ne vakit Maçka'dan geçsem
Limanda hep gemiler olurdu
Ağaçlar kuş gibi gülerdi
Sessizce bir cigara yakardın
Parmaklarımın ucunu yakardın
Kirpiklerini eğerdin, bakardın
Üşürdüm, içim ürperirdi
Felaketim olurdu, ağlardım

Akşamlar bir roman gibi biterdi
Jezabel kan içinde yatardı
Limandan bir gemi giderdi
Sen kalkıp ona giderdin
Benzin mum gibi giderdin
Sabaha kadar kalırdın
Hayırsızın biriydi fikrimce
Güldü mü cenazeye benzerdi
Hele seni kollarına aldı mı
Felaketim olurdu, ağlardım.
Atilla İLHAN

14 Şubatta günün benim açımdan anlam ve önemine en uygun şiiri budur herhalde... Her aşkında üçüncü şahıs olan, karşısındaki kişi değişse de onu uzaktan sevmekten kurtulamayan, başkalarının kollarında gülen yâri bir ömür bekleyen biri olmak en güzel böyle anlatılırdı...

Nefes

Onu düşünüp acısına hüzünlenirken yüreğimin derinliklerinde,
Kelimeler mızrak gibi saplanıp durur kalbimin orta yerine...
Kalbini kırma korkusunun elimi kolumu bağladığını düşünürken,
Kendime hakim olamayıp saçmalayarak, sırf kalbini değil,
Etrafımızdaki her şeyi kırmanın eşiğinde buldum kendimi.
Benim için sadece dokunmakken klavyemdeki tuşlara o anlar,
Karşımdaki kişi anlamlandırıyordu yazdıklarımı, beni,
Gördüm ki istesem de yazdıklarımı geri almak imkansız...
Ellerim durdurdularsa da olanca hareketlerini bir çırpıda,
Vicdanımın olduğu yere çöreklenmiş olan kalbim olanca hızıyla
Beni öldürme halice çarptırıyordu kendini...
Hayatta kalmak değildi amaç, bir dost eline teslim edebilmekti kendimi,
Oysa ölü hücrelerime amaçsızca oksijen dolduruyorum şimdi...

Ceyda TOPUZ
14.02.2011 03:00

3 Ocak 2011 Pazartesi

İçimdekiler

Korku değil içimdeki;
Salt acı gerçeği biliyor olma hissi,
Kabullenme hali olanca çıplaklığıyla durumu...
Herhangi bir umut, beklenti yok içimde;
Dört yanı duvar olan bir odada,
Olmayan gölgemi aramıyorum artık.
Her türlü arayıştan vazgeçtim hatta,
Ruh eşimi, sonsuz bilgiyi,
Hayatımın anlamını, amacımı bile...
Sadece yaşamaktan ibaret hayatım,
Göğsümü sıkıştıran bir ağrı olmaksızın,
Nefes alıp verebilmek önemli özgürce...

İstek değil içimdeki;
Son çırpınışları ruhumun
Batarken en derine...
Bir şey isteyecek güç yok içimde;
Delik deşik olan bir evde,
Sahte sıcaklıklara yer yok artık.
Gelen yolgezerlere de kapalı evim,
Yerleşip kalmayı sevenlere de;
Sadece ev sahibi olanlar kalır artık içeride...
Mevcut koşullarda mevcut kişilerle
Kafamı kurcalayan sorular olmaksızın
Sevmek ve sevilmek gerekli delice...

Endişe değil içimdeki;
Yaşanmışlıklarla kaplanmış
Gerçekçi bir karamsarlık hali...
Kafaya takılacak bir şey de yok;
Doğum ve ölüm kadar sıradan olan hayatlarda,
Yalnızlığı düşünmeye ziyan edecek zaman yok artık.
Yalnızlığını paylaşmaya gelen de olmaz,
Sessizliği bölecek biri de olmaz;
Bir başınalık sarar insanın her yanını...
Kavgalarını yalnız kendiyle edebilip
Kimseye katlanmak derdi olmaksızın
Dilediği gibi davranabilmeli umarsızca...

Yok işte bunların hiçbiri,
Yalnızca sensin içimdeki...

Ceyda TOPUZ

23 Aralık 2010 Perşembe

Beni Bu Havalar Mahvetti

Beni bu güzel havalar mahvetti
Böyle havada istifa ettim,
Evkaftaki memuriyetimden.
Tütüne böyle havada alıştım,
Böyle havada aşık oldum;
Eve ekmekle tuz götürmeyi
Böyle havalarda unuttum;
Şiir yazma hastalığım
Hep böyle havalarda nüksetti;
Beni bu güzel havalar mahvetti.
Orhan Veli KANIK


Tam bugünkü moduma uygun bir şiir. Kötü bir gün olmamasına rağmen içimin sıkkın olduğu ve ne yazık ki istemeden de olsa çevremdeki bir çok insana bunu yansıttığım bir gün oldu..

3 Aralık 2010 Cuma

ikiyüzlü şiir

Birilerine bahsedince zorlaşıyormuş bazı hisleri kendi içinde yaşamak...
Her an bir çaba beliriyormuş kendini belli etmek için karşındakine...
Bir yandan da diğer insanlardan sakınmak için kendini
Anlamsız, garip uğraşlara girişiyormuş insan gereksiz yere...

Oysa daha anlamsız olan hisleri saklamak değil mi ki içinde?
Hele ki ölümlü dünyada
Mezara mı gitsin illa ki hislerin de senle birlikte?
Hem karşındakini kendinden, sevgiden mahrum etmek
Hiç sığar mı bir insanı sevmeye?
Kendini nihayet tamamlanmış hissettiren insanı bulmuşken
Sessiz kalmaya çalışmaktan,
Ufacık yüreğine sığmaya çalışmaktan
Heba olmaz mı insan, yazık etmez mi kendine?

Ceyda Topuz



Şiirin adının "ikiyüzlü şiir" olmasının sebebi; bu şiirde belirttiğim bazı düşüncelerin uygulaması konusunda gerçek hayatta pek cesaretli olmamam... Bazen çok istesem de içinde bulunduğumuz toplum izin vermedi bana yargılarıyla başımı ağrıtarak, bazen de kötü deneyimler kendimi engellememe sebep oldu. Sonuç, düşünceleri ile davranışı tutamayan bir Ceyda ne yazık ki.. Doğru zaman geldiğinde bu kötü yönümün de üstesinden gelmeyi umuyorum...

21 Eylül 2010 Salı

Geçmişin Etkisi

Yanımda olmasını istemek birinin ne zamandır suç oldu kendi beynimde bile?
Eşlik edilmesini istemek içtiğim çaya, yürüdüğüm yola, sohbetime...
Birinin sarılmasını istemek sevgi dolu bir şekilde neden yanlış oldu?
Umutlanmamak ne zamandır kural oldu kendime koyduğum?
Alışkındım sevip de sevilmemek kısmına aşkın,
Ama sevmemeye çalışmak ne zaman alışkanlık oldu?
Kalemimi uslu tutmaya çalışmak neyin amacı oldu?
Yazmayınca körelecek mi tüm bu duygular sanki!
Birini düşünüp en yakınlarıma bile adını anmamak,
Hataymış onu düşünmek gibi konuşmak,
Hatta yalan söylemek ne zamandır benim yaptığım bir şey oldu?
Söylediğim kelimeleri enine boyuna tartıp söylemek,
Ya da düşlerimde doyamadığım gözlerine bakamamak
Nasıl bir değişimin sonucu oldu?

Bütün bu soruların cevabını
Geçmişte aramam gerektiğini bilecek kadar yaşadım.
Elimi eteğimi çekmek için onlarca söz verdiğim kendime,
Ama bir türlü başaramadığım,
Benim kocaman bir parçam olan geçmişim tüm sorumlusu bunların.
Şimdi yine serzenişlerimi yaptığım şey ne kader, ne benim karakterim,
Geçmişin üzerimden tüm silkinmelere rağmen düşmeyen kırıntıları...
Yine geçmişin etkisiyle yeni bir değişime
Bu kez farklı bir cümleyle kaldırıyorum kadehimi;
Geçmişimle barışık, yeni umutlarla dolu, güzel günlere...


01.11.2009

20 Ağustos 2010 Cuma

Zor Dostum..

Hep bu kadar basit mi olmalı gidişler,
Bir dur bile dememek mi gerek gidenin ardından?
Hep yalanların arkasına mı sığınmalı bitişler,
Gerçeğin maskesini bir taraf düşürmeyecek mi elbet?
Hep bu kadar yanlış mı gitmeli ilişkiler,
Köprüleri atmak çözüm mü olacak her gün?
Hep bu kadar acılı mı olmalı gülüşler,
Kendini saklamaktan sonunda bitap düşmeyecek mi her insan?

Zor dostum, zor...
Bunların hepsine katlanıp da,
Mutluluğu bulacağına inanmak zor...

2 Ağustos 2010 Pazartesi

Kurallar Dersi

Hayatı öğrenmek ömürlük bir uğraş
Yorulmak veya bıkmak yok lügatinde.
Ne değişim var başka bir dersle,
Ne de ayrılmak yolun ortasında...
Tüm kurtuluş yollarını denedim ben de
Çevremdeki birçokları gibi...
Anladım kuralları yaşayarak,
Ve kabul ettim hepsini zor gelse de bazen...

Yapacak başka bir şey kalmadığında
Arkasını dönüp gitmeliymiş insan...
Söylenecek son sözü söyleyince
Pişman olmamayı bilmeliymiş...
Başını yastığa koyduğunda rahatsız eden düşüncelerini
Kafasında bekletip büyütmeden anlatmalıymış dostlarına...
Bir an bile kaybetmemeliymiş
Değmeyecek insanlar için üzülmekle...
Unutmalıymış bazen geçmişi
Hasretle anmak yerine...
En önemlisi de,
Asla yitirmemeliymiş umudunu
Kuralların yaşattıklarından ötürü...
Çünkü bu kurallardan ibaret gibi gözükse de hayat
Herkes kendi attığı zarlarla belirlermiş kendi oyununu...